OKUMA PARÇASI
ÖNSÖZ
Artık önemli ve çabaların meyvesini aldığımız bir zamanda yaşıyoruz, çünkü erkeklere popüler kültür tarafından sunulan yetişkin erkeklik imgelerinin parçalandığı görülüyor, erkekler bunlara artık itimat etmiyor. Bir erkek otuz beş yaşına geldiğinde lisedeyken edindiği doğru adam, sert adam, adam gibi adam benzeri imgelerin hayatta işlemediğini çoktan fark etmiş oluyor oluyor. Böyle bir erkek, erkeğin ne olduğu ya da ne olabileceğine dair yeni bir yaklaşıma açıktır.
Su nasıl toprağın metrelerce altına süzülüp nüfuz ediyorsa, soba başı öyküleri ya da peri masalları da nesiller boyunca süzülüyor. Bu masalların imgelerine, örneğin Hans Christian Andersen’in uydurduklarına kıyasla daha fazla güvenebiliriz. Eski masalların bizlere sunduğu imgelerin (annenin yastığının altındaki anahtarı çalmak, Ateşkuşunun alevli göğsünden düşen altın tüyü yerden almak, nehirdeki Yabani Adamı bulmak, kişinin ormanda kendi yarasının izlerini takip etmesi ve bunların bir tanrının izine benzediğini keşfetmesi) bedene yavaşça işlemesi gerekir. Bir kez işlediklerinde, orada gelişmeye devam ederler.
Duyduğumuz her şey eski mitlerden gelir; örneğin erkeklerdeki olumlu liderlik enerjisi olarak tanımlanan Zeus enerjisini (gerçi popüler kültür ısrarla bunun var olmadığını savunur); genç erkeklerin hayatlarındaki erkek bir rehberin değerini öğrendiğimiz Kral Arthur’u; Demir John masalından öğrendiğimiz, annenin diyarından babanın diyarına geçmenin önemini; tüm erginlenme hikâyelerinden öğrendiğimiz, ebeveynlerimizden beklentilerimizden tamamen kurtulup ikinci bir baba ya da “ikinci Kral”ı bulmanın ne kadar elzem olduğunu; bunların hepsini eski mitlerde karşımıza çıkar. Erkeğin erginlenmesi, kadının erginlenmesi ve bir de insanın erginlenmesi vardır. Bu kitapta ben sadece erkek erginlenmesinden bahsediyorum. Bu kitapta erkekleri kadınlara düşman etmeye ya da yüzyıllardır kadınların ve onların değerlerinin baskılanmasına sebep olan tahakküme dönüştürmeye çabalamadığımı açıkça belirtmek istiyorum. Bu kitaptaki fikirler kadın hareketine savaş açmıyor. Bu hareketlerin ikisi de birbiriyle ilişkilidir fakat her biri ayrı ayrı, kendi zaman çizelgesinde hareket eder. Erkeklerdeki yas, Sanayi Devriminin başlangıcından beri durmadan artmaktadır ve bu yas artık görmezden gelinemeyecek bir derinliğe erişmiştir.