OKUMA PARÇASI
Önsöz
Bu kitabın büyük bir bölümü, daha önce yayımlanan Hegel (Cambridge University Press, 1975) isimli kitabımın kısaltılmış halidir. Fakat bu kısaltmanın amacı, daha kısa ve erişilebilir bir kitap yazmaktan ibaret değildi. Kitap neticede daha kısa oldu, aynı zamanda daha erişebilir olduğunu da umarım. Hegel’in sisteminin izahı en zor kısmı sayılabilecek mantığı, ayrıca Fenomenoloji’nin izahını ve önceki kitapta yer alan sanat, din ve felsefe bölümlerini metne dahil etmedim.
Dolayısıyla bu kısa kitabın oldukça farklı bir odağı var; ikinci amacım da bu farklı odaktı. Hedefim yalnızca Hegel’i izah etmeye çalışmak değil, aynı zamanda onun çağdaş filozoflar açısından önemini ve güncelliğini ortaya koymaktı. Başka bir deyişle, Hegel’i yorumlamakla yetinmeyip aynı zamanda onun çağdaş sorunlar üzerine düşünürken kullandığımız pek çok kavramı bugün hâlâ bizlere nasıl sunduğunu göstermeye de gayret ettim. Belki daha alçakgönüllü bir ifadeyle Hegel’in düşünce zeminimi şekillendirmeme nasıl yardımcı olduğunu göstermek istedim demeliyim. Gel gelelim daha usturuplu olsa da böyle bir alçakgönüllülük samimiyetten uzak kalır. İşin doğrusu, Hegel’in belirli modern sorun ve açmazları değerlendirebilmemizi sağlayan kavram ve düşünce tarzlarının oluşumuna katkıda bulunduğuna inanıyorum. İlerleyen sayfalarda tartışmak istediğim konu tam da bu.
Kitap üç kısımdan oluşuyor. İlk kısım tümüyle açıklayıcı: Hegel’in kuşağından pek çok filozofun paylaştığını düşündüğüm sorun ve arayışlara dair bir belirlemeyle başlıyor ve büyük çapta Hegel kitabımın üçüncü bölümünden uyarlanan açıklamalarla devam ediyor. İkinci kısım Hegel’in siyaset felsefesini ele alıyor ve günümüzle ilişkisini tartışmaya açıyor. Bu kısım, Hegel kitabımın dördüncü kısmının düzenlenmiş bir versiyonudur. Son kısımsa Hegel’in kendi zamanındaki sorun ve arayışların günümüzde belirli dönüşümler geçirerek sürdüğünü göstermeyi amaçlıyor. Dolayısıyla kitabın özgürlük meselesini merkeze aldığı düşünülebilir; amacım özgürlük meselesine ilişkin en yetkin anlatımlarımızı büyük ölçüde Hegel’e borçlu olduğumuzu göstermek. Bu kısım büyük oranda Hegel çalışmamın sonuç bölümünü yansıtıyor.
Üçüncü kısımda işaret etmeye çalıştığım pek çok meselenin, bilhassa da dil ve anlam meselelerine odaklanan 20. yüzyıl felsefesi üzerine yorumlarımın deneme mahiyetinde ve parçalı yapıda olduğunun farkındayım. Sadece anahatlarını çizmiş olsam da ele aldığım meseleler hayli tartışmalı. Ama şu aşamada daha güvenle savunabileceğim bir tez ortaya koyabilecek konumda hissetmiyorum kendimi. 20. yüzyıl felsefesinin farklı yönelimlerine ait özgün içerikleri görece serinkanlı ve etkili bir şekilde değerlendirebilecek noktaya daha yeni yeni varabiliyoruz. İleride başka vesilelerle bu meselelere ilişkin daha bütünlüklü yorumlar sunabilmeyi umuyorum.
Şimdilik, dil felsefemizdeki bazı başat sorunların, insani özne anlayışımız ve bilhassa özgürlük kavrayışlarımızın yakasını bırakmayan sıkıntılarla bağlantılı olduğuna yönelik yaygın sezgiyi paylaştığımı söyleyebilirim. İşte bu yüzden Herder, Hegel ve Humboldt’un çalışmalarıyla yeniden tanışıklık kazanmamızın bize büyük fayda sağlayacağına inanıyorum. Çalışmamın bu konuda, en azından Hegel’le ilişkili olarak bir parça faydalı olmasını umuyorum.