top of page
Anne Ben Düştüm Mü Kitap Kapağı Kurmacalara neden muhtacız?

Anne Ben Düştüm mü? // Beliz Güçbilmez

Stok kodu: 9786256896116

Anne Ben Düştüm mü?

Kurmacalara Neden Muhtacız?

 

“Hayat çoğu zaman ‘Neden?’ sorumuza sağır, olup biteni bir mantığa oturtma çabamıza kayıtsızdır. Nedenleri görememenin yol açtığı keyfilik izlenimi, zihnimizi işlevsiz bırakıp bizi gafil avlar, güvenimizi sarsar, kaygılarımızı artırır. Oysa kurmaca, tekil bir yazarın zihinsel tasarımı olduğundan bizi düzenli, kavranabilir, rasyonel bir evrenle buluşturur. Bir romanın, bir filmin karşısında, hayatın ıskartaya çıkardığı anlama hünerimize kavuşuruz. Kurmacanın derli toplu zihni, bizimkine model olur. Öyleyse belki de kurmacalara yönelirken niyetim kafamı dağıtmak değildir de, gündelik hayatın darmadağın ettiği zihnimi toplamaktır. Neden-sonuç miyopisinden kaynaklanan yarın endişesinin pansumanıdır kurmacalar. Anlam veremediğim gündeliğin zihnimde açtığı yaralar, kurmaca karşısında tatlı tatlı kaşınarak iyileşir. Ertesi sabah yataktan kalkıp aynı keşmekeşin içine girebilecek gücü bulabiliyorsam, uzun günün sonunda beni şefkatle beklediğini bildiğim kurmacalar sayesindedir.”

 

Gerçek olmadıklarını, üstelik er ya da geç hikâyelerini unutacağımızı bildiğimiz halde filmlerden, romanlardan neden vazgeçemiyoruz? Karşıladıkları ihtiyaç tanımlanabilir mi? Kurmacalara neden muhtacız?

 

Beliz Güçbilmez kurmaca-gerçek ilişkisini, ilk bakışta göze çarpan benzerlikleriyle değil de benzerliğin bağrındaki farkla düşünmeyi öneriyor. Kurmaca evreninin kişisel deneyim arşivimize ve duygusal repertuvarımıza katkısını da ürettiği hakikati de ancak o farkı koruyarak tecrübe edebileceğimizi anlatıyor.

 

Anne Ben Düştüm mü? kurmacaların içinden hayata yönelttiği sorularla, mevcut koşullarda varoluşumuzu daha anlamlı kılmanın güvenli yollarını seriyor önümüze.

₺395,00 Normal Fiyat
₺237,00İndirimli Fiyat
Adet

OKUMA PARÇASI


Artık çoğumuzun hayatında kargoyla gelen kitap kolileri ve bunları açmanın kendine özgü ritüelleri var. Ben önce neşeli bir sabırsızlıkla koliyi açmaya çalışıyorum; o sabırsızlık, sıkı bantlanmış paketi açmayı zorlaştırıyor. Sonra kapaklara  bakıyorum, kitapları elimde evirip çeviriyorum, derken kapakları kaldırıp sayfaları karıştırıyorum, her birinden birkaç paragrafa göz atıyorum, tam olarak neye baktığımı bilmiyorum; mesela çeviriyse okunaklı mı, ara başlıkları çekici mi, adından, yazarından yola çıkarak zannettiğim kitap mı? Umut şu: “İyi çıksın, beni duvardan duvara vursun.” Sonra hangi sinden başlayacağıma karar veriyorum. Bir süre elimin altında duruyorlar, sonra okunma sıralarını beklemek üzere rafa 

kalkıyorlar. Bir kısmı daha ben onları okuyamadan çürüyüp bozulmaya başlayacak belki de. Ama neyse ki iyi kitapların raf ömrü sonsuzdur. 


Kitapları sepete atıyor, sonra bazen unutuyoruz, koliden çıkınca şaşırıyoruz, bazen sabırsızlanıyoruz, gecikti diye endişeleniyoruz. Bir seferinde pancar turşusu yaparken aklıma 

ısmarladığım kitaplar düştü. Sanki gecikmişler gibi geldi bana. Ve turşu yaparken aklıma kitapların düşmesi de aşağı yukarı şu sırayla gelişti...



Diğer Kitaplarımız

bottom of page