top of page
Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek // Maxim Rovere

Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek // Maxim Rovere

Stok kodu: 9786256896284

Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek

Tartışmanın Felsefesi

Maxim Rovere

 

“Ne kadar çok seversek, o kadar çok incitiriz.”

Maxime Rovere Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek: Tartışmanın Felsefesi’nde insan ilişkilerini sarsan çatışmaların doğasını didik didik ediyor; tartışmanın tuzaklarını bertaraf ederken bir yandan da karşı koyulmaz çekiciliğine kucak açıyor. İlişkilerin sahnesine felsefeyi yerleştiren bu kitap, keskin bir farkındalık sunuyor: “Hiçbir acı kaçınılmaz değildir, hiçbir acı boşa çekilmez.”

Belki de bizi inciten bizzat sözler değil, açtıkları gedikler, bizi en yakınımızdakileri ve kendi iç dünyamızı keşfetmeye zorlayan derin yarıklardır. Ama asıl mesele, bu boşlukları nasıl dolduracağımızı öğrenmekte yatıyor. Rovere’in bu eseri tutkularımız, hatalarımız ve ideallerimiz üzerine sarsıcı bir değerlendirme.

₺310,00 Normal Fiyat
₺186,00İndirimli Fiyat
Adet

OKUMA PARÇASI


GİRİŞ


Did I dissapoint you?

Or leave a bad taste in your mouth?

You act like you never had love

And you want me to go without


[Seni hayal kırıklığına mı uğrattım?

Ya da ağzında kötü bir tat mı bıraktım?

Daha önce hiç sevilmemiş gibi davranıyorsun

Ve ben de sevgisiz kalayım istiyorsun]

U2, One


Çoğu zaman her şey güllük gülistanlıkken bitiverir: Oracıkta, bir manzaraya bakarken, bir yürüyüş esnasında, bir hafta sonunda, bir kutlama yemeğinde ya da özel olacağını umduğumuz bir ânın ortasında… Bir anda allak bullak oluruz işte. Patlak veren bir tartışma toprağı yaran bir depremden daha tuhaftır; çirkin, kaba ve kabul edilemez... Tokat gibi açığa çıkan bir fikir, altüst eden bir cümle, ayağınızı kaydıran bir cevap, yeniden beliren eski bir anlaşmazlık, ısrarcı bir tavır ve bir anda kuşlar ötmez olur; ağzımızın bütün tadı kaçmış, yürümek anlamsızlaşmıştır. Her şey mahvolmuştur.


Bir taraftan da neden çekinelim ki bundan? Çatışmalar yaşamın bir parçası. İnsanlar arasındaki hiçbir ilişki, hiçbir çalkantıyla karşılaşmadan sonsuza dek serpilip büyümüyor. Fakat bu, yaşadığımız acılarla kendimizi tatmin edebileceğimiz ya da birbirimizi üzdük diye neşelenebileceğimiz anlamına gelmiyor; hele ki birbirimizi severken. İnsanlığın Mars’ı keşfeden veya mucitlerinin hesap etme kapasitesini bile aşan makineler yapmaya yetecek kadar büyük bir anlayış geliştirmiş olması, fakat beceriksizce kapatılmış bir kapağın niçin hâlâ bir anlaşmazlık konusuna dönüşebildiğini kavrayamaması gerçekten tuhaf değil mi? Geride kalan sürtüşmelere baktığımızda yaşadığımız o müthiş yoğun duyguların, o korkunç etkileşim hallerinin çoğunlukla aslında komik veya önlenebilir olduklarını görmüyor muyuz? Peki ya birbirini yiyip bitiren arkadaşlara, ailelerinden kopup giden çocuklara (ya da tersi), küslüklerle biten evliliklere veya eşini dostunu birbirine karşı öne süren kuzenlere ne demeli?



Diğer Kitaplarımız

bottom of page