Nietzsche Banliyöde // Lars Iyer
Nietzsche Banliyöde
Lars Iyer
Felsefe! Felsefeye ihtiyacımız var! Nietzsche gibi filozoflar olmalıyız biz de. Banliyönün filozofları! Wokingham filozofları! Thames Vadisi filozofları! Her şeyi ama her şeyi sorgulamalıyız. Hiçbir şeyi rahat bırakmamalıyız. Taşları yuvarlamalıyız; kendi taşlarımızı! Kendi bedenlerimizde yeniden doğmak için!
Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche’yi, kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.
Iyer ironiyi felsefeyle, gündelik hayatı entelektüel gerilimle ustalıkla kaynaştırırken erken yaşta düşünmenin yarattığı o tuhaf sıkışmayı görünür kılıyor: fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık. Nietzsche’nin bir rehberden çok soruları çoğaltan, kesinlikleri dağıtan bir eşlikçi olarak rol aldığı bu roman, anlamın çöktüğü bir dünyada düşünmeye devam etmenin bir erdem değil, neredeyse kaçınılmaz bir talihsizlik olduğunu öne sürüyor. Teselli vaat etmeden, çözüm önermeden, okurunu rahatlatmadan ısrarla soruyor: Anlamın kalmadığı bir dünyada düşünmeye neden ve nasıl devam edeceğiz?
1970 yılında Londra’da dünyaya gelen Lars Iyer, İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nde öğretim görevlisidir. Kuşku, Dogma ve Göç kitaplarından oluşan üçlemesiyle bilinen felsefeci ve yazar Iyer, İngiltere’de Kant öncesi felsefi yöntemleri kullanan yaygın geleneğin aksine, çalışmalarında Kant sonrası yaklaşımlara odaklanır. Ayrıca Maurice Blanchot üzerine iki akademik çalışması bulunmaktadır.
Türkçesi: Şilan Oğurlu
Yayıma Hazırlayan: Damla Yıldırım
Kapak Tasarımı: Geray Gencer
Sayfa Düzeni: Semih Büyükkurt
1. Baskı, Ocak 2026
ISBN: 978-625-6896-35-2
408 s. / 2. Hamur / Ciltsiz / 13,5 x 19,5
















