OKUMA PARÇASI
DİYALEKTİK MATERYALİZMİN YÖN VERİLEMEZ UZAMI
Lenin “Devrimimiz Hakkında” başlıklı yazısında, Napolyon’un “On s’engage et puis ... on voit” sözüne değinir. Napolyon’un (serbest tercümesi, “Önce kavgaya karışalım, ne yapacağımıza sonra bakarız” olabilecek) bu sözü gerçekten söyleyip söylemediği, yazıp yazmadığı kanıtlanmış değil, ama Napolyon’un ruhunu yakalayan bir söz bu kesinlikle. Fakat içinde bulunduğumuz çağda, “kavgaya karışma”nın malum düğmeye basmak (ve nükleer bir saldırı başlatmak) anlamına da gelebileceği bir çağda, bu duruşu benimsemek halen mümkün mü? İçinde bulunduğumuz zaman düşünme zamanı; “on se retire pour mieux voir, et puis ... on attacque” (“önce geri çekilip daha iyi görelim, sonra saldıralım”) demek bu zaman için çok daha uygun görünüyor: Görmek için çekilip belli bir mesafe almak gerekir. Siyaset için olduğu kadar cinsellik için de geçerlidir bu — sadece cinsellik hakkında düşünmek için değil, cinselliğin kendisi için de; her zaman asgari bir çekilmeye dayalıdır cinsellik, edilgenlik değil belki en radikal etkinlik olan bir çekilmeye.
Bu kitabın başlığı –Cinsellik ve Başarısız Mutlak– birbirine bağlı iki yaygın okumaya davetiye çıkarıyor: din yahut Mutlağa dönük başka bir inanç başarısızlığa uğradığında, dizginsiz hedonizm düzmece bir Mutlağa giden yol olarak dayatır kendini (Sade örneğinde olduğu gibi); tutarsız tabiatından dolayı cinselliğin yeni Mutlak mertebesine çıkarılması ister istemez başarısızlığa uğrar. Eski, yakışıksız tabirle “kadın meselesi”ni örnek olarak alalım: Felsefi açıdan bakıldığında, “kadın meselesi” ne dişiliğe yeni (post-ataerkil) bir simgeselleştirme getirmekle, ne de kadının simgeselleştirilmeye karşı koyan bir varlık mertebesine, simgeselleştirme sürecinin “bölünmez kalan”ı mertebesine çıkarılmasıyla çözülebilir.