top of page
!

OKUMA PARÇASI


GİRİŞ

Ağustos 1792’de Fransız Devrimi, Terör yıllarının sonuna hızla yaklaşırken Paris panik içindeydi. Prusya ve Avusturya orduları Kral XVI. Louis’yi yeniden tahta çıkarmak için başkente uygun adım yürüyorlardı. Radikaller buna, kralın İsviçreli yüzlerce muhafızını katlederek ve kraliyet ailesini tutuklayarak cevap vermişti. İşgalci güçlerin komutanının, kral zarar görürse tüm Parislilerden intikam almaya yemin ettiğinden haberdar başkentliler postal, davul ve zil sesleri eşliğinde seferber oldu. Almanlar yalnızca yüz altmış kilometre doğudaki Verdun’a ulaştıklarında bir kıyımın gerçekleşmesi an meselesiydi. Korku zirve yaptığında Devrim’in propagandacı yazarları ve tellalları yurda Prusyalılardan daha çok yaklaşan bir tehdit tespit ettiler: hapishanelerinde tutuklu bulunan bin civarı kral taraftarı ve ruhban. Danton uyarıyordu: “İçinizde hainler var. Onlar olmasaydı bu kavga çoktan sonlanırdı.”1 “Hapishaneler komplocularla dolu,” diye gürlüyordu Orateur du peuple, “vereceğimiz ilk savaş Paris’in duvarları içinde olacak.”2 En keskini Marat’nın talimatıydı: “Halkın görevi [hainleri] kılıçtan geçirmektir.”3



Diğer Kitaplarımız

bottom of page