OKUMA PARÇASI
Önsöz: Tüylü Felsefe
Catherine Malabou
Bir felsefe kitabının konu ettiği meselenin tavrını takındığı çok nadiren görülür: Maddeyi ele alırken töze, yüzeyi ele alırken geometriye dönüşmesi, hatta zamana seslenirken sabırsızlanması, gibi. Yumuşaklığın Gücü yumuşak bir kitap olmak gibi inanılmaz bir hünere sahip. Yumuşaklık “hakkında” yumuşaklığın kendisi “tarafından” yazılmış bir kitap; öyle ki yumuşaklık bu kitabın hem öznesi hem nesnesi olmuş.
Yumuşaklık kendi sesini bulmaya bırakılmalı, adeta kendini icat etmelidir; zira —Dufourmantelle’in açıkça gösterdiği gibi— o hiçbir zaman verili değildir. Bu da yumuşaklığın ilk olarak bir felsefe kavramı olmadığı anlamına gelir: Teknik bir tanımı yoktur.
Yumuşaklık nedir? Hiçbir düşünür bu soruyu tematik biçimde ele almamıştır. Bu yüzden yumuşaklık kendi kendini ortaya çıkarmalıdır. Gelgelelim katı kavramsal kalıplar ona uymadığından, yumuşaklık ona şekil veren bir seri tablo aracılığıyla aşamalı olarak belirir. Burada sanki resim çizer gibi yazılmış bir kitapla karşılaşmanın hayranlığını yaşıyoruz. Adeta bir ressamın çizdiği bir kitaba tanıklık etmenin şaşkınlığı: Bahçeler, hayvanlar, İsa’nın doğumunu temsil eden figürlerle oynayan küçük bir kız, “kayısı renginde bir hırka”, “kozalarına sarılmış kelebeklerin kanatları”... Normalde çizim resimden önce gelir. Buradaysa çizim resmin içinden çıkıyor. Yolculuk boyunca, ağır ağır; yumuşaklık şekil alıyor, var oluyor, en nihayetinde de düşünülebilir hale geliyor.
Yumuşaklığın verili olmadığını söylemek aynı zamanda onun terbiye edildiğini, doğanın kendisi yumuşak olsa da yumuşaklığın “doğal” olmadığını söylemektir. Onun bir erdem olduğunu söylemektir. Hatta okuma yolculuğumuzu tamamladığımızda yumuşaklığın etiğin zemini olduğunu bile söyleyebilir hale geliyoruz, ki bu yüzden “yumuşaklığa saldırmak akıl almaz bir suçtur.”
O halde yumuşaklık neye dairdir ve bize ne söyler? Başlık her şeyi söylüyor zaten! Kitaptaki tablo-bölümler yumuşaklığın gerçekte kavramsal bir yapı ya da bir kuvvet değilse de güçlü bir mefhum olduğunu ortaya çıkarıyor.
Birçok dil ve kültürde sayısız isim ve nitelikle anılmış yumuşaklık. “Latincede dulcis mümkün olan tüm yumuşaklıkları belirtirken, sauvitas Tanrı’yı niteler.” Yunancada proates ve praüs kelimeleri vardır. Vulgata bu kelimeleri mites, yani fakirler ve uysallar olarak çevirir. “Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar,” der Kitab-ı Mukaddes’in Mutluluklar bölümü. “İbrani dilinde yumuşaklık әnavah kelimesiyle ifade edilir ve alçak gönüllü, mütevazi kişiyi işaret eder”. Buradan kitaptaki en güzel tablolardan biri olan Gandhi’nin şiddet karşıtı direnişi yoluyla Vedalara ilerleriz. Bu tabloda Mahatma’yı üç büyük muhatabıyla; Tolstoy, Ruskin ve Thoreau’yla sohbet ederken görürüz.