OKUMA PARÇASI
I
SABAH
Rüyamda seyir halinde bir teknede yalnızdım. Fırtına vardı. Tekne rüzgârdan sağa sola yalpaladıkça halatlar gıcırdıyordu. Yelken direklerine müdahale etmek için yaptığım her hamlede kayıp düşüyordum. Karanlık bir gecede, açık denizdeydim. Tekneye ne zaman, neden bindiğimi bilmiyordum. Ne fırtınayı ne de dalgaların sesini duyuyordum, sadece halatların gıcırtısı vardı ve direklerden biri çatırdadı.
Gözlerimi açtım. Belli belirsiz bir gıcırtı dışında ev sessizdi. Bir sesle mi uyandığımı, yoksa bedenimin mi beni kabustan kurtardığını bilmeden yatakta doğruldum. Temmuzun ilk günleriydi. Evde hırsız olabileceğini düşünmemle belli belirsiz gıcırtıyı bir kez daha duydum. Saate baktım, beşe geliyordu. Yatalı bir saat olmamış. Yalnız olmadığımı, birkaç gündür misafirim olduğunu hatırladım birden. Bağırmadan, içeriye “Hasan?” diye seslendim. Hasan’ı uyandırmaktan, komşuları da rahatsız etmekten korkarak ihtiyatla sesimi biraz yükselttim. “Hasan?” Gıcırtı azalmıştı ama hâlâ duyabiliyordum.
Evim genişti. Hasan’ın kaldığı odayla yatak odam uzun bir koridorun iki ucundaydı. Gün ışığı çok zayıftı, henüz kendime gelememiştim, bir yere çarpıp gürültü çıkarmayayım diye koridordaki apliği yaktım. Aniden beni görürse korkabilir.
“Hasan iyi misin? Bir ses duydum da.”
Koridorda yürürken sağa sola bakıyor, evi kolaçan ediyordum. Hasan’a bakıp salona da göz atayım.
Hasan, salonla koridoru ayıran holden hemen önceki odada kalıyordu. Işığı kapalıydı. Doğu cephesine bakan oda benimkinden biraz daha aydınlıktı. Kapıyı çalmak yerine tırnağımı buzlu cama sürttüm. Ses gelmedi. Kapıyı ittim.
Hasan kendini tavandaki kancaya asmıştı.
İlk anda, ayaklarının yerden kesilip göğe yükseldiğini düşündüm, Hasan’dan korktum. Sonra tabanlarımdan itibaren vücudumun soğuduğunu hissettim, kapalı duran hasır storun aralıklarından sızan ışık huzmeleri tavana asılı Hasan’ın üstüne soluk çizgiler halinde vurduğunda, bunun bir göz yanılsaması olduğunu düşündüm, yatağına bakıp bozulmamış olduğunu gördüm, elektrik düğmesine bastım ve ışık Hasan’ın kıvırcık gür saçlı öne düşmüş kafasını, esmer yüzünü, açık ağzını, sarkan dilini, kapalı gözlerini, sallanan bedenini aydınlattığında, sallantıdan çıkan gıcırtı sürerken, bir karabasanın içindeyken kaçmak istediğimde rüyamda hareketsiz kalmam gibi, kasılan sağ baldırım nedeniyle hamle yapmaya çalışıp, yapamayıp “İn oradan!” diye bağırdım, bacağımı sürükleyip yanına geldiğimde de yukarıya bakıp “İn!” diye tekrar haykırdım.
















