OKUMA PARÇASI
I. BİZLER YARININ TÜRKLERİYİZ
Duvar Kentinde Kebap Düşleri
Ocak 1978’de Sex Pistols, San Francisco’da son konserini verdi. Şubatta Çin Halk Cumhuriyeti’nde Aristoteles, William Shakespeare ve Charles Dickens’ın eserleri yasaklı yayınlar listesinden çıkarıldı. ABD’deyse yeni küresel konumlandırma sistemi GPS’in ilk uydusu yörüngeye oturtuldu. Nisanda Başkan Jimmy Carter nötron bombasının yapımını erteleme kararını duyurdu. Nötron bombası sadece insanları yok ediyordu; geri kalan her şey, binalar, tüm altyapı sapasağlam kalıyordu. O dönemi yaşayanların gözünde Soğuk Savaşın silahlanma sapkınlığının şahikasıydı. Ekranlardaysa ilk bölümüyle Dallas vardı. Pembe dizilerin altın çağı başlarken, ilk yıldız karakter de “Ceyar” adında tüm düzenbazlığına rağmen şeytan tüylü, Teksaslı bir petrol baronuydu. Tepeden tırnağa zamanın neoliberal ruhunun vücut bulmuş haliydi. 25 Temmuz’da İngiltere’nin Oldham kentinde Louise Brown adında bir kız çocuğu doğdu.
Louise yapay döllenme yöntemiyle dünyaya gelen ilk insandı. Gazeteler kendisine “tüp bebek” adını taktı. Tüp bebek Louise’in doğduğu gün Aşağı Saksonya Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi, Celle’deki yüksek güvenlikli hapishanenin dış duvarında bir delik açtı. “Celle Deliği”ne bir RAF eylemi süsü verilecekti. Versailles Sarayı’na da bir saldırı düzenlendi, ama onu yapanlar Basklı gerçek militanlardı. Bir yerlerde birkaç petrol tankeri karaya otururken, İran sokaklarında ordu birlikleri göstericilerin üzerine ateş açmıştı. Ama bu Şah rejimini kurtarmaya yetmeyecek, devrimin ardından İslamcılar teokratik bir devlet kuracaktı. Bu arada Japon Taito şirketi de Space Invaders adındaki bilgisayar oyununu piyasaya sürmüştü.
Modern zamanlardı ve şayet siz de modern bir kız yahut uyanık bir oğlansanız, bu devrin idrakına varıp onu layıkıyla kucaklamanın en kestirme yolu bir müzik grubu kurmaktan ya da bir dergi çıkarmaktan ve bir de saç kesiminizi değiştirmekten geçtiğini rahatlıkla anlayabilirdiniz.
















