OKUMA PARÇASI
Giriş
Derrida’nın (1930-2004) metinleri çok farklı yaratıcı ve entelektüel araştırma alanlarını kesiştirir. Uluslararası alanda sözü geçen bir figür olarak, yirminci yüzyılda çok az düşünür onun gibi belirgin bir biçimde çağdaş eleştirel teoriyi resmeden tartışmaların konusu olmuştur. Derrida’nın ilk olarak yaklaşık kırk sene önce kullandığı “yapıbozum” terimi günümüzde öyle yaygınlaşmıştır ki sadece akademik alanda sıkça duyulan bir kelime değil, stüdyo söyleminin de bir parçası haline gelmiştir. Hatta terim düzenli olarak popüler kültürde, televizyon programlarında, internette ya da sinemada alelade kullanılmaktadır. Gerek sanatçının stüdyosunda, gerekse kurumsal kitle iletişiminde “yapıbozum”un kelime olarak çağdaş kültürdeki yaygınlığı, özellikle çağdaş kültürel eğilimleri anlamayı ve görsel sanatları düzenleyen kalıcı yapıları kavramayı isteyen öğrenciler için daha da elzem olan Derrida’nın metinlerine aşinalık sağlar.
Buna ek olarak, çağdaş düşünürler arasında çok azı benzer bir etki alanına sahip konular üzerine düşünce üretir. Oysa Derrida ilk dönem metinlerinde öncelikli olarak felsefe ve edebiyat eleştirisi üzerine eğilirken, sonraki yazılarında gittikçe artan bir şekilde edebi biçimleri dener. Derrida kariyerinin son yirmi yılında, entelektüel olarak görünürlüğü arttıkça, tanınan bir insan olarak konumunu daha geniş güncel konulara değinmek üzere kullanmıştır: Mumia Abu-Jamal davası, AIDS, uyuşturucu, nükleer silahlanma, ırkçılık, terörizm, evsizlik ve sans papiers, yani Fransa’daki kaçak göçmenler. Derrida güncel meseleleri ele alırken, kendi düşüncesinin halk tarafından kitle iletişim araçları sayesinde ulaşılabilir olmasına izin verir ki bu durumu muhtelif röportajlarında sıkça görmek mümkündür. Böyle anlarda Derrida, kendi akademik araştırmalarıyla alakalı güncel meseleler üzerinde düşüncelerini sunarken daha sıradan bir dil kullanır. Geç dönem kariyerindeki yazı ve röportajlar, doğrudan etikle, akademik kurumların rolleriyle, hukuki çalışmalar, arkadaşlık ve teolojiyle ilgilidir.
Derrida’yı bu seri için yeni bir bakışla ele alırken, okuyucunun dikkatini Derrida’nın düşüncesinin görsel sanat öğrencilerine uygunluğuna çekme çabasındayım. Aşağıdaki on bölümde, Fransız filozofun çalışmaları, görsel sanatlara ilişkin temel metinler üzerinden tanıtılıyor. Derrida’nın yazılarını incelerken, onun görünürde karışık olan çalışmalarına, görsel kültürün hem çağdaş hem de tarihsel örneklerini vererek nasıl yaklaşmaya başlayabileceğimizi göreceğiz. Bu serideki öteki eserler gibi bu kitabın amacı bir “X” düşünürün eserinin nasıl çetrefilli olduğunu ortaya koymak ve eleştirel teoriye aşina olmayan ama görsel sanatlara ilgisi olan kişilere bu düşünürün uygunluğunu değerlendirme yolu önermektir. Her ne kadar bu serideki hiçbir kitap söz konusu metnin konusunun neden çağdaş görsel kültürü anlamakta önemli olduğunu tam olarak veremese de, bu kitap okuyucunun Jacques Derrida’nın çalışmalarıyla karşılaşmasına az da olsa önayak olabilme umudunu taşır.
